Taliban'a açılan kapı: Katar

Taliban’a açılan kapı: Katar

Diplomatların yoğun diplomasi trafiğinin merkez noktası hâline geline Katar’ın Afganistan krizindeki ön plana çıkışı Reuters’ın Orta Doğu muhabiri Alexander Cornwell’e göre tesadüf değil.

Cornwell, aktardığı yazıda Katar’ı merkeze aldı ve analistlerin, “Katar’ın Afganistan’daki ara buluculuk rolünün aynı zamanda küçük ama zengin olan devlet için kendi güvenliğini güçlendirmek için özenle” beslenen bir strateji olarak değerlendirdiğini yazdı.

Hâlihazırda küresel çapta en önemli sıvılaştırılmış doğal gaz üreticisi ve küçük çöl yarımadası olan ülke kişi başına düşen gelirle en zengin uluslardan biri olarak ön plana çıkıyor. Yüzde 85’i misafir işçi vizesine sahip yabancılardan oluşan ülkenin nüfusu yaklaşık 3 milyon.

Katar aynı zamanda, ABD’nin Orta Doğu’daki en büyük üssünü de bünyesinde bulunduruyor: El Udeyd Hava Üssü.

Öte yandan Orta Doğu’nun en etkili medya gücüne sahip Katar merkezli Al Jazeera kanalına sahip.

2011’de Tunus’ta başlayarak Arap coğrafyasında domino etkisi yaratan ve bir adlandırma sorunu olarak da karşımıza çıkan “Arap Baharı” hareketiyle birlikte Katar’ın bölgedeki demokrasi yanlısı ve daha da ötesinde isyancı hareketleri desteklemesi, Katar ve Körfez ülkeleri ile arasında temel bir açmaz yarattı.

Katar’ın isyancı hareketlere desteğiyle kast edilen merkezi Mısır olan ve 2011 yılında Arap Baharı hareketiyle nüfusu artan Müslüman Kardeşler’e yönelik pozisyonu, Cornwell’in de aktardığı gibi “Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğindeki öfkeli komşular ve müttefikleri Mısır ile birlikte onu ticari yaptırımlar ve diplomatik izolasyonla cezalandırmasına’’ yol açtı.

Katar’ın desteği yalnızca Müslüman Kardeşler ile de sınırlı değil bunun içine Katar’ın Hamas’a olan desteğini de eklemek gerekiyor. Bu iki yapı kimi ülkeler tarafından terör örgütü olarak ilan edilmişken aynı zamanda kimi ülkelerin açık veya kapalı şekilde desteğini alıyor. Türkiye’deki güncel olarak salt siyasi söylemleri ele aldığımızdaysa bir destek kanadını görmek mümkün.

Komşuları, Katar’ı bölgedeki Sünni radikal grupları desteklemekle ve aynı zamanda Şii İran’la fazla yakınlaşmakla suçluyor.

Gelecek yıl 2022 FIFA Dünya Kupası’na da ev sahipliği yapacak olan ve Arap ülkeler ile arasını düzeltmiş görünen Katar şimdi ise tüm geçmişten sıyrılmış olarak geri dönmüş görünüyor.

Ancak Katar’ın Afganistan’da üstlendiği rol, Taliban’ın 2013 yılında Katar’da açtığı siyasi ofis ve geçen seneden beri ABD ve Taliban arasında geçen barış müzakerelerin ev sahipliği yapan Katar, yeni bir yol ayrımıyla karşı karşıya kalabilir.

Reuters’a konuşan analistler, Katar’ın Afganistan üzerindeki rolünün ülke için diplomatik getirisine dikkat çekiyor bu rolün askerî varlıktan ziyade, “Katar’ın ABD ve Batı müttefikleri ve İslami siyasi partiler arasında doğrudan yürütmeye isteksiz olduğu ilişkilere bir boyut getirilebileceğine” Cornwell dikkat çekiyor.

Afganistan krizi sürecinde ise risk altındaki 124 bin Batılı vatandaşın 58 bini, Katar üzerinden tahliye edildiği Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın 8 Eylül tarihindeki görüşmesinde de dile getirilmişti. Krizin güvenlik risklerinin dışında ayrıca insani boyutu bulunuyor.

Blinken, Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı operasyonlarının yeniden başlatılması konusunda çok sıkı çalışan Türkiye’ye ve Batı müttefiklerine ve uluslararası kuruluşlara da “minnettar” olduğunu sözlerine eklemişti.

Ve şimdi Katar, Batı’nın angajman çabalarında ana ara bulucu olarak hizmet ediyor. Bu ara buluculuk rolünde ise Türkiye’nin Katar ve ABD ile çalıştığı artık bilinen bir gerçek.

Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Afganistan’da eğer hiçbir ülkenin varlığına izin verilmediği takdirde, Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğinin “özel güvenlik şirketince” idare edilebileceğini söylemişti.

Bu parantez aynı zamanda bu özel güvenlik şirketinin kim tarafından işletileceği, faaliyetlerinin neyi kapsayacağını, kimin güvenliğini sağlayacağı sorusunu ve tehdit altıdaki unsurları da masaya yatırmayı beraberinde getiriyor.

Tüm bu süreç soru işaretlerini de birlikte barındırırken Katar, tarafsız bir ara bulucu olduğunu, Afganistan’daki kişilere hareket özgürlüğü sağlayacağını ve bölgede gelecekteki oluşabilecek istikrarsızlık ve terör tehdidi için tüm taraflarla ilişki kurduğunu belirtiyor.

Singapur’daki S.Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu’nda Orta Doğu araştırmacısı olan James M. Dorsey, Reuters’a durumu şu şekilde özetliyor:

“Bu daha çok etkiyle ilgili bir mesele çünkü (uluslararası toplumun tehdidi altındaysanız sizin için devreye gireceği şekillerde) uluslararası toplumla ilgili olmakla alakalı bir mesele.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir