Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, 20 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda Mavi Vatan fikrinin hapiste doğduğunu belirtti. Balyoz davası sonucunda 3,5 yıl hapis yatan ve 18 yıla mahkum edilen Gürdeniz, beraat ettikten sonra Mavi Vatan kavramının ortaya çıkışını Silivri ve Hasdal Cezaevleri’nin duvarları arasında şekillendiğini ifade etti. Gürdeniz, “Misak-ı Milli’nin denizdeki yansıması ve Atatürk’ün ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’ emri günümüzdeki önemini koruyor” dedi.
Mavi Vatan fikri, 2006 yılındaki olumsuz küresel gelişmelerin ışığında doğmuştu. 2008 yılından itibaren kumpas davaları yüzünden Türk Deniz Kuvvetleri’nin önü kapandı ve 40 amiral ile 400 yetişmiş deniz subayı hapse atıldı. Bu süreçte suçları, denizdeki Sevr dayatmasına Atatürk’ün vizyonuyla karşı koymak olan subaylar, sahte delillerle hedef alındı. Mavi Vatan, bu karanlık dönemler sırasında ortaya çıktı. Annan Planı, Seville Haritası, Güney Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanı ve Yunanistan’ın Ege’deki askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları mücadelesinde önemli rol oynadı.
Cem Gürdeniz, Doğu Akdeniz’de MEB ilan edilmesi ve Ege’deki 153 adacık ile kayalıkların ismen deklare edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca özel balıkçılık bölgelerinin oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Deniz yetki alanlarının hukuki, güvenlik, enerji ve jeopolitik mücadele açısından son derece önemli olduğunu belirterek Türkiye’nin bağımsızlığının ve KKTC’nin geleceğinin korunmasının şart olduğunu ifade etti.
Gürdeniz, Güney Kıbrıs’ın 2007 yılında ilan ettiği parsel ve lisans sahalarının Türkiye’nin kıta sahanlığına tecavüz ettiğini belirterek, Türkiye’nin sismik ve sondaj faaliyetlerine başlaması gerektiğini savundu. Ancak, Doğu Akdeniz’de yapılan operasyonların Türkiye’nin gemilerini süregelen tehditlerle karşı karşıya bıraktığını da dile getirdi. 22 Kasım 2020 tarihinde Libya’ya giden “Rosaline-A” adlı Türk gemisinin Yunanistan tarafından durdurulması, Türkiye’nin bölgedeki varlığının sorgulanmasına neden oldu.
Mavi Vatan’ın sağladığı bağımsızlık manifestosunun önemine değinen Gürdeniz, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin haklarının korunması gerektiğini savundu. Bu bağlamda, KKTC’de bir deniz üssü kurulması gerektiğini ve Türkiye’nin Akdeniz’de varlık göstermesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, yeni yasalarla münhasır ekonomik bölge ve özel statülü deniz alanlarının ilan edilmesi gerektiğini ifade etti.
Son olarak, Gürdeniz, Türkiye’nin karasularını koruma konusundaki kararlılığını vurguladı. Yunanistan’ın 12 mil taleplerine karşı TBMM’nin 1995 yılında aldığı “Casus Belli” kararının önemine atıfta bulunarak, Türkiye’nin karasularının genişliğiyle ilgili tarihsel yasal düzenlemeleri hatırlattı. Mavi Vatan fikri, bağımsızlık arayışının ve denizlerdeki varlığın bir ifadesi olarak öne çıkıyor.